Haberler & Yayınlar
Hizmet İhracatında KDV İstisnası ile Gelir ve Kurumlar Vergisi Kazanç İndirimi
Giriş
Türkiye’de yerleşik işletmelerin yurt dışındaki müşterilere sunduğu hizmetler bakımından iki farklı vergisel düzenleme özellikle önem taşımaktadır: KDV hizmet ihracı istisnası ile gelir ve kurumlar vergisi bakımından kazanç indirimi. Her iki düzenleme de yurt dışı müşterilerden elde edilen gelirlerle ilişkilidir; ancak amaçları, kapsamları ve uygulanma şartları birbirinden farklıdır.
Bu nedenle, yabancı müşteriye kesilen her faturanın kendiliğinden hem KDV’den istisna olduğu hem de gelir veya kurumlar vergisi bakımından indirim hakkı doğurduğu söylenemez. Somut olayda hizmetin içeriği, hizmetten nerede yararlanıldığı, müşterinin statüsü, fatura ve tahsilat düzeni birlikte değerlendirilmelidir.
KDV Hizmet İhracı İstisnası
KDV Kanunu’nun 11/1-a ve 12/2 hükümleri uyarınca, yurt dışındaki müşteriler için yapılan ve hizmetten yurt dışında faydalanılan hizmetler KDV’den istisnadır. Şartların sağlanması hâlinde hizmet bedeli üzerinden KDV hesaplanmaz.
Hizmet ihracı istisnasında iki temel koşul bulunur. İlk olarak, hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılması gerekir. Bu husus, kural olarak yabancı müşteri adına düzenlenen fatura veya benzeri belgeyle tevsik edilir. İkinci ve çoğu zaman daha belirleyici koşul ise hizmetten yurt dışında faydalanılmasıdır.
Hizmetten yurt dışında yararlanılması, hizmetin ekonomik sonucunun müşterinin yurt dışındaki iş ve faaliyetlerinde kullanılması anlamına gelir. Bu nedenle yalnızca faturanın yabancı müşteri adına düzenlenmiş olması veya hizmet bedelinin yurt dışından tahsil edilmesi, tek başına istisna uygulaması için yeterli değildir.
Örneğin yurt dışındaki bir şirketin Türkiye’deki satış faaliyetleri, Türkiye’ye ithalatı veya Türkiye’deki müşteri portföyü için verilen pazar araştırması, müşteri bulma, danışmanlık, gözetim ya da aracılık hizmetlerinde ekonomik faydanın Türkiye’de ortaya çıktığı sonucuna varılabilir. Bu durumda hizmet yabancı bir şirkete sunulmuş olsa dahi KDV hizmet ihracı istisnasının koşulları oluşmayabilir.
KDV hizmet ihracı istisnası, tam istisna niteliğindedir. Bu nedenle şartların sağlanması hâlinde, hizmetle bağlantılı olarak yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV’nin iadesi de talep edilebilir. İade talebinde, hizmet bedelinin Türkiye’ye getirildiğinin banka kayıtlarıyla tevsik edilmesi önem taşır.
Hizmetin tamamen yurt dışında ifa edilmesi ve hizmetten de yurt dışında yararlanılması hâlinde ise işlem, şartlarına göre Türkiye’de yapılmış sayılmayarak KDV’nin konusuna hiç girmeyebilir. Bu durum, KDV istisnasından farklı bir vergisel nitelendirmedir ve iade hakkı bakımından ayrı sonuçlar doğurur.
Gelir ve Kurumlar Vergisi Kazanç İndirimi
Gelir Vergisi Kanunu’nun 89/1-13 ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-ğ hükümlerinde yer alan düzenleme, teknik anlamda bir vergi istisnası değildir. Düzenleme, şartları taşıyan kazançların gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılmasına imkân tanımaktadır.
İndirim; Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere ve işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunan kurumlara Türkiye’de verilen belirli hizmetlerden elde edilen kazançlara ilişkindir. Kanunda mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme ve veri analizi hizmetleri sayılmıştır.
Bu hizmetler bakımından, hizmetin Türkiye’de verilmesi ve hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması gerekir. Ayrıca fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi ve elde edilen kazancın ilgili beyannamenin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi aranır.
Kanunda ayrıca, ilgili Bakanlığın izin ve denetimine tabi olmak üzere Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere Türkiye’de verilen eğitim ve sağlık hizmetlerinden elde edilen kazançlar için özel bir indirim imkânı düzenlenmiştir. Buna göre eğitim veya sağlık hizmetinden fiilen Türkiye’de yararlanılması, bu özel düzenleme bakımından indirime engel değildir.
30 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri için indirim oranı %100 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte indirim, hizmetten elde edilen brüt hasılata değil, bu faaliyetten doğan net kazanca uygulanır. Başka bir ifadeyle, hizmet hasılatından hizmete doğrudan bağlı giderler ile uygun ve ispatlanabilir ölçütlerle paylaştırılan müşterek giderler düşüldükten sonra kalan kazanç indirim hesabında dikkate alınır.
Faaliyetin zararla sonuçlanması hâlinde indirim uygulanamaz. Matrah yetersizliği nedeniyle ilgili dönemde kullanılamayan indirim tutarının sonraki yıllara devredilmesi de mümkün değildir.
Uygulamada özellikle genel danışmanlık, pazarlama danışmanlığı, müşteri bulma ve aracılık faaliyetleri bakımından dikkatli olunmalıdır. Bu faaliyetler yabancı müşterilere sunulmuş olsa dahi, kanunda sayılan hizmetlerden biri niteliğinde değilse kazanç indiriminden otomatik olarak yararlanamaz. Vergisel nitelendirmede sözleşmenin başlığından çok, sunulan hizmetin gerçek içeriği ve ekonomik fonksiyonu esas alınır.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Hizmet ihracatında vergisel avantajlardan yararlanılması, yabancı müşteri adına fatura düzenlenmesinden ibaret değildir. Öncelikle sunulan hizmetin niteliği belirlenmeli; KDV bakımından hizmetten fiilen nerede yararlanıldığı, gelir ve kurumlar vergisi indirimi bakımından ise faaliyetin kanunda sayılan hizmetler arasında yer alıp almadığı değerlendirilmelidir.
Uygulamada en sık karşılaşılan risk, hizmetin yabancı bir müşteriye sunulmasına rağmen ekonomik sonucunun Türkiye’deki faaliyetlerde kullanılmasıdır. Özellikle danışmanlık, pazar araştırması, müşteri bulma, aracılık ve grup şirketlerine sunulan hizmetlerde; hizmetin gerçek içeriği, faydalanma yeri ve bedelin emsallere uygunluğu inceleme konusu yapılabilmektedir.
Bu nedenle sözleşmelerde hizmetin kapsamına, teslim edilecek çıktılara ve hizmetin hangi ülkedeki faaliyette kullanılacağına açıkça yer verilmelidir. Fatura, banka tahsilat kayıtları, teknik raporlar, elektronik teslim veya erişim kayıtları, çalışma belgeleri ve maliyet hesaplamaları da bu nitelendirmeyi desteklemelidir. Özellikle kazanç indirimi uygulamasında gelir-gider ayrımının ve müşterek gider dağıtımının ispatlanabilir ölçütlerle yapılması önem taşır.
Hizmet ihracatında KDV istisnası ve gelir veya kurumlar vergisi kazanç indirimi; farklı şartlara, belge düzenine ve hesaplama yöntemlerine tabidir. İşleme başlanmadan önce hizmetin vergisel niteliğinin profesyonel olarak değerlendirilmesi ve belge altyapısının buna uygun kurulması, sonradan doğabilecek vergi, ceza ve iade risklerinin azaltılması bakımından önemlidir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar, YılmazÜlker Avukatlık Ortaklığı'nın ("YılmazÜlker”) konuya ilişkin genel değerlendirmelerini yansıtmakta olup, herhangi bir hukuki görüş veya danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Bu kapsamda belirtilen hususlara dayanarak işlem yapılmadan önce, somut olayın özellikleri dikkate alınarak profesyonel hukuki destek alınması tavsiye olunur. YılmazÜlker’e işbu belgenin içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.
