Haberler & Yayınlar
Hakem Kararlarının Tenfizinde İhtiyati Haciz
Tahkim yargılamasının lehe sonuçlanması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan, hakem kararına konu tutarın tahsil edilebilmesidir.
Türkiye’de tenfiz yargılaması çoğu zaman 2–3 yıl sürebilmekte ve bu süreçte borçlunun malvarlığını kaçırması, tahsil kabiliyetini ciddi şekilde riske atabilmektedir. Bu nedenle ihtiyati haciz, çoğu durumda sadece bir tedbir değil, tahsilat stratejisinin merkezinde yer alan kritik bir araçtır. Tenfiz davasından önce veya en geç dava ile birlikte ihtiyati haciz talebinde bulunulması, uygulamada çoğu zaman belirleyici bir rol oynamaktadır.
İhtiyati haciz ile borçlunun taşınır, taşınmaz malvarlıkları, üçüncü kişilerden olan alacakları ve banka hesapları üzerinde derhal haciz tesis edilmesi mümkündür.
Ancak ihtiyati haciz talepleri, hem mahkeme sürecinde hem de icra aşamasında çeşitli zorluklar barındırmaktadır.
İhtiyati Haciz Taleplerinde Temel Hususlar
Vadesi Gelmiş Alacak: 2004 s. İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) m. 257 uyarınca ihtiyati haciz, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para alacakları bakımından söz konusu olmaktadır. Yargı kararlarındaki ağırlıklı görüş uyarınca; nihai ve bağlayıcı bir hakem kararı ile ödenmesi hükmedilen alacak, henüz tenfiz edilmemiş olsa dahi, vadesi gelmiş bir para borcu teşkil etmektedir.
Yaklaşık İspat: İİK m. 258/1 uyarınca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının ve muaccel hale geldiğinin yaklaşık olarak ispat edilmesi yeterlidir. Yerleşik içtihat uyarınca hakem kararları, henüz tenfiz edilmemiş olsalar dahi muaccel bir alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulunu sağlamaktadır.
Teminat: İİK m. 259 uyarınca mahkemeler, ihtiyati haciz kararının icra edilebilmesi için kural olarak alacaklının teminat göstermesi mecburidir. Teminat oranı mahkemenin takdirinde olmakla birlikte, uygulamada sıklıkla hakem kararına konu miktarın %15 – 20’si bandında belirlenmektedir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Riskler
Damga Vergisi: Tenfizi istenen hakem kararının aslı ile birlikte Türkçe tercümesinin mahkemeye sunulması gerekmektedir. Tercümede noter onayının zorunlu olup olmadığı uygulamada tartışmalıdır. Noter onayının zorunlu kabul edilmesi halinde, hakem kararına konu meblağın %0,948’i tutarında bir damga vergisi doğmaktadır. Bu durum özellikle yüksek meblağlı hakem kararları bakımından ciddi bir mali yük doğurmaktadır. Tercümenin, noter onayı olmaksızın, sadece yeminli tercüman kaşesi ile ibraz edilip edilemeyeceği, noter onayı eksikliğinin bir dava şartı olup olmadığı uygulamada tartışmalıdır. Nitekim birçok kararda noter onayı eksikliği tamamlatılmakta; ancak noter onayı aranmaksızın verilen tenfiz kararlarına da rastlanmaktadır.
Banka Teminat Mektubu Zamanlama: İhtiyati haciz kararının, karar tarihinden itibaren 10 gün içerisinde icra edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden hükümsüz kalmaktadır. Kararın icrası için ön koşul olan teminat, uygulamada sıklıkla banka teminat mektubu ile karşılanmaktadır. Ancak, özellikle yabancı şirketler bakımından bu süre içerisinde teminat mektubunun hazırlanması bir hayli zor olabilmektedir. Bunun için bankanın teminat mektubu gerekliliği ve muhtemel meblağa ilişkin önden bilgilendirilmesi, gerekli izin ve onay süreçlerinin mümkün olduğu ölçüde tamamlanması önem arz etmektedir.
Yabancılık Teminatı: Yabancı davacılar bakımından, Türk mahkeme ve icra dairelerinde başlatılacak süreçlerde ilave teminat yükümlülüğü doğabilmektedir. Söz konusu teminat yükümlülüğünden, karşılıklılık ilkesine bağlı olarak muaf tutulmaları mümkündür. Davacının tabi olduğu ülke ile Türkiye arasındaki güncel karşılıklılık durumunun her bir hukuki süreç öncesinde analiz edilmesi elzemdir.
Sonuç olarak, tenfiz süreçlerinde ihtiyati haciz, yalnızca yardımcı bir tedbir değil; çoğu durumda daha en başta tahsil kabiliyetini doğrudan belirleyen stratejik bir araç niteliğindedir. Ancak ihtiyati haciz kararlarının hızlı, etkin ve kapsamlı şekilde icra edilebilmesi, bu alanda deneyim ve güncel içtihadın yakından takibini gerektirmektedir.
Bu konudaki detaylı sorularınız için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.
Yukarıda yer verilen açıklamalar, YılmazÜlker Avukatlık Ortaklığı'nın ("YılmazÜlker”) konuya ilişkin genel değerlendirmelerini yansıtmakta olup, herhangi bir hukuki görüş veya danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Bu kapsamda belirtilen hususlara dayanarak işlem yapılmadan önce, somut olayın özellikleri dikkate alınarak profesyonel hukuki destek alınması tavsiye olunur. YılmazÜlker’e işbu belgenin içeriğinden kaynaklanan veya içeriğine ilişkin olarak ortaya çıkan sonuçlardan dolayı herhangi bir sorumluluk iddiasında bulunulamaz.

#YılmazÜlker #Tahkim #Tenfiz #İhtiyatiHaciz